yalan dolan yorum

Yalan Dolan : Yerli La Casa de Papel

Şimdi ben bu yorumu yaptım diye kızabilirler bana. Özellikle film ekibi, oyuncusu, kısacası herkes kızabilir. Bu düşünceler sadece bana ait değil, özellikle film hakkında yorumları okursanız, film ekibine, oyunculara, özellikle oyuncu Şafak Sezer’e ciddi anlamda kötü yorum var. Yalan Dolan filmi hakkında düşüncelerimi takipçiler ile paylaşayım.

Öncelikle La Casa de Papel adlı Netflix dizisini izlemişsinizdir. Eğer zaten bu diziyi izlediyseniz, Yalan Dolan adlı filmde benzerlikleri muhakkak görmüşsünüzdür.

Kapitalizme Savaş Açma

La Casa dizisinde soyguncuların amacı soygun yapmak değil, emperyalizm ve kapitalizme karşı bir direniş göstermeleriydi. Yalan dolan adlı filmde soyguncuların amacı, ekonomik sistemi bir eylem yaparak eleştirmekti.

İki Filmde de Soyguncuların Uzmanlık Alanları Vardı

La casa dizisinde soyguncular bir ekibe sahipti ve her birinin uzmanlık alanı vardı. Kimisi kasa açarken, kimisi tünel kazardı. Yalan Dolan filminde soyguncular bir ekibe ve her birinin kendine has sahip olduğu uzmanlık alanı vardı. Özellikle para basma sahnesi ile Nairobi karakteri ile birebir olmuş diyebiliriz.

İki Filmde de Akıllı Kadın Karakter

La Casa dizisinde soygun ekibinde kısa saçlı akıllı, kadın bir soyguncu vardı, Tokyo ! Yalan Dolan filminde de aynı Tokyo karakterine uygun Zeyna takma adında bir kadın soyguncu vardı. Zeyna bilişim alanında kendini geliştirmiş, özellikle sistem ele geçirme konularında uzmandı.

İki Filmde de Ortak Nokta Başarıda Söylenen Marşlar

La Casa dizisinde soyguncular başarı giden planı Ciao Bella şarkısını birbirleri etrafında bir daire yaparak söylemiş ve kutlamışlardı. Bu marş 2. Dünya savaşında faşizme karşı direnişin sembolü bir marştır. Yalan Dolan adlı filmde ise Cem Karaca’nın Gülhane Parkı şarkısını, aynı La Casa dizisinde olduğu gibi birlik ve beraberlik içerisinde söyleyerek kutlamışlar.

Yalan Dolan Filmi için Kişisel Olarak Düşüncelerim

Gördüğünüz gibi, Yalan Dolan filmi La Casa de Papel dizisi teorik olarak benzemektedir. Söylenecek şarkıya kadar birebir aynı. Bu yüzden bunları yazdığım için beni yanlış anlamazlar umarım. Amacım kişisel sınırlar çerçevesinde, ifade özgürlüğü kapsamında düşüncelerimi belirtmek.

Şafak Sezer Yapılan Kötü Yorumları Haketmiyor !

Gel gelelim Şafak Sezer hakkında yapılan yorumlara. Bu yorumları yapan arkadaşlara diyeceğim şudur. Yapabiliyorlarsa, daha iyisini yapsınlar. Bazı kilit roller vardır. Tecavüz sahnesinde Coşkun, Çapkınlıkta Nuri Alço, Vurdu mu oturtan Kadir İnanır gibi. Şafak Sezer de onlardan birisi oldu. İşte saydığım roller artık oyuncunun üzerine bir gömlek misali giyilen ve asla çıkamayan roller. Şafak Sezer de oyunculuk konusunda üzerine bir gömlek giydi. Özellikle bu tarz rollerin hakkını fazlası ile veriyor. Şahsen 50 tane filmi olsa 50 tanesini izlerim, o kadar çok yakıştırıyorum oyunculuğu kendisine. Yaşayarak oynamak başka birşey çünkü

Ne Kadar Film Çekerse Çeksin Her Zaman Aynı Karakteri Yakalamak Ustalık İster

Kolpaçino ve Maskeli Beşler serilerinde de aynı rollerdeydi. Ve bu rollerde karakterlerin isimleri, işleri amaçları birbirinden farklı olsalar da, yapı olarak birbirlerinin aynısı diyebiliriz. Her oynadığında hep aynı karakteri yakalayan Şafak Sezer, bildiğin gözü kapalı piyanonun bir tuşuna bastığında hep aynı sesi verebilmek gibi bir iş yapıyor ki bu oldukça zor hatta imkansıza yakında diyebiliriz.

Filmde Ufak Tefek Hatalar Vardı.

Ben şahsen yıllarca izlemek isterim kendisini. Neyse filme geçeyim. Film beklediğimi verdi. Sanıyorum kurgusal olarak montaj aşamalarında bir problem vardı, yada öyle bırakıldı bilmiyorum. İzlerseniz zaten ne demek istediğimi anlarsınız. Sanki ufak problemler var gibiydi. Ama dikkat dağıtacak problemler değildi. Anlamanız için çok dikkatli olmalısınız. Film aksiyonla başladı ve o aksiyonu son dakikaya kadar sürdürdü. İzleyici ne bekledi ne buldu da 2.5 puan verdi, hala anlamış değilim tabiki. Ama güzeldi.

Sevişme Sahnesi Olmayan Bir Filmdi

En azından şöyle söyleyim. Bir sevişme sahnesi olmadan, aile arasında izlenecek bir filmdi. Bıkmıştım bundan. Türk sineması diyince öpüşmeli, sevişmeli sahne olmadan olmuyor sanki 🙂

Ana sayfaya dönmek için tıklayınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir