ufo görüntüleri

Ufo Görüntüleri gerçek olabilir mi ? Evrenin Sınırları

Uzay konusuna bir ilgim var. Evreni sorgulamayı seviyorum. Camdan karşımda duran o kocaman gök taşı ay’a bakarak, uzayda ki en yakın komşumuzu içimde hissetmek güzel bir duygu. Samanyolu galaksisinde kendi güneş sistemimiz içerisinde bir yerlerdeyiz. Samanyolu galaksisi içerisinde bizim gibi 2500 tane güneş sistemi var. Tabi samanyolu galaksisinde resmi olarak bir tane güneş sistemi var, o da tabii ki bizim güneşimiz ve onun gezegenleri. Gayri resmi olarak 2500+ fazla yıldız ve onun etrafında dönen gezegenler var. Bizim gibi samanyolu galaksilerinden ise 150 milyar belki de daha fazla olduğu düşünülüyor. Her galakside ise 150 milyar ile 250 milyar arasında da yıldız olduğu düşünülüyor. Bu kadar büyük çaplı bir kozmik yapıda sadece Dünya’da yaşam olduğuna inanmak istemiyor kimse. Böyle olunca da Allah’ın her günü “ufo görüntüleri” vay efendim “pentagon ufoları doğruladı” gibi cümleleri duyar olduk.

Kozmik Yapı “Evrenin Sırrı”

Aslında bu gerçekten normal bir şey geliyor bana. 150 ile 250 milyar arası galaksi, her galaksi de 150 ile 250 milyar arası yıldız var. Bu galaksiler içerisinde milyarlarca güneş sistemi var. Bu güneş sistemlerinden içerisinde Dünya formuna uygun yüz binlerce gezegen var. Kendi atmosferi olan gezegenler, bizim yıldızımız güneş gibi olan yıldızlara uzaklığı ideal seviyesinde gezegenler var. İçerisinde su olan bir sürü gezegen var. Tabii ki Evrende sadece Dünya’da yaşam olmasını beklememelisiniz. İşte Dünya’da görüntülenen ufo görüntüleri de aşağıda vereceğim örnekler ile gerçek olabilir.

Evrenin Sınırları

Fakat evrende bilinmeyen sırlarda var. Evreni bir bilgisayar yazılımı olarak düşünürsek, her bir detay çok iyi şekilde kodlanmış. Bug diye tabir edilen, yanlış kodlamalara yer yok. Her şey olması gerektiği gibi çalışıyor ve korunuyor. Yaşadığımız evrende hapsolmuş bir durumdayız ve sınırları geçemiyoruz. Her şey bir sınır ile korunuyor. Buna evrenin yasaları adı veriliyor. Fizik kurallarını alt edemiyor, o duvarları bir şekilde geçemiyoruz. Modern fiziğe göre “evrende en hızlı şey ışık ve hiçbir şey ışıktan hızlı gidemez.” Peki o halde bu gelen UFO’lar da neyin nesi ?

İnsanlığın Ömrü Işık Yıllarında Seyahat İçin Çok Kısa

Şimdi yukarıda sizlere evrenin nasıl kozmik bir yapı olduğunu anlattım. Bu evrenin sınırlarından da bahsettim. Evrende yaşayan hiç bir canlının, bütün evreni gezip, orada yaşam formu bulması şuan için mümkün değil. Şuan hiç bir teknoloji ışık hızında seyahat imkanı vermiyor. Zaten bu konu hakkında çalışan uzmanlar, bir roketi ışık hızına çıkacak bir yakıta sahip değiller. Farz edelim ki öyle bir yakıta sahip bir uzay aracı tasarladınız. Evrende ışık hızında bir uzay aracımız var. Bu aracın hızı saniyede 300.000 kilometre olacaktır. Bu rakam bir saniyede dünyanın çevresinde 10 tur atmaya eş değer bir rakamdır. Bizim takvimlerimize göre bir yıl 365 gün 6 saattir. Işık hızında 365 gün 6 saat yolculuk eden birisi 1 ışık yılı uzaklığa gitmiş olur. Yani bir insan ömrü ortalama 70 sene olsa, bizim astronotumuzun biyolojik yaşınında 30 olduğunu düşünelim. Bu astronot Dünya’dan ayrılıp 40 ışık yılı uzaklıkta ki başka bir gezegene gidecek olursa, ömrü bu gezegeni görmeye belki yeter belki yetmez. Çünkü seyahat bittiğinde 70 yaşında olacaktır. Peki Samanyolu Galaksisi ne kadar bir büyüklüğe sahip ?

Samanyolu Galaksisi’nin Çapı

Samanyolu galaksisinin bir ucundan diğer ucuna olan uzaklığı 105.700 ışık yılıdır. Bir ucundan başlayıp, diğer ucuna varabilmemiz için ömrümüzün en az 105.700 yıl olması gerekmektedir. Bu uzay aracında, 105.700 yıl yetecek yakıt, yiyecek de olması gerekiyor. Sizlere başta modern sınırlardan bahsetmiştim, hani şu evrende hiç bir şekilde ışık hızına ulaşacak bir teknolojimizin olmaması, işte onu unutun. Çünkü onu geçseniz bile, bir başka sınır olan insan ömrünü geçemiyoruz.

Ufolar Gerçek Olması Muhtemel

Şimdi ufolar ile ilgili kısma gelelim. Biz daha samanyolu galaksisinden dışarı çıkamaz iken başka yaşam formlarından birileri bizim dünyamızı ziyaret edebilir mi ?

Cevap basit, evet mümkündür. Hatta 5 Eylül 1977 senesinde fırlatılan bir uzay sondası var, Adı Voyoger-1. Bu uzay aracı uzayda halen hareket ediyor. 43 senedir ışık hızında olmasa da saatte 60.000 km hızla hareket etmektedir. Üzerinde bir de altından bir plak var. İçerisinde Dünya gezegeninde yaşayan insanların sesleri, doğanın sesleri var. Hatta içerisinde de bir Türk, Türkçe dilinde “Sabah-ı şerifleriniz hayrolsun” diyor. Yine üzerinde sondanın nereden geldiğini gösteren bir yön haritası var. İnsanların nasıl olduğu, insanlıkta ki cinsiyetlerin yer aldığı bir çizelge de mevcut. Bir gün voyager uzayda sürüklenirken, yıllar yıllar sonra bir kaza geçirebilir. Bir yıldıza çarparak imha olabilir, yada Dünya gibi bir yaşam formuna sahip bir gezegene ulaşabilir. Ama onlarla iletişim kurmamız kesinlikle mümkün olmaz. Onlarla fiziksel olarak temas kurmak imkansızdır. İşte Dünya’da görüntülenen ufolar da Voyoger tarzında başka canlılar tarafından gönderilmiş sondalar olabilir.

Evrende insanoğlu’nun sınırlarını aşması imkasız. Fakat işi biraz teknolojik boyut katarsak, sonsuz ömre sahip bir robot geliştirebiliriz. Hiçbir şekilde bozulmayan, hiç bir şekilde ölmeyen bir robotumuz olsa, onu bir sondaya bidirip, yüzbinlerce yıl hareket ederek başka bir gezegene yollasak bu olabilir. Belki de bu Roswell’e düşen ufo’nun içerisinden çıkan uzaylılar da bu robotlardan olabilirler. İşte bu ufo görüntüleri artık insanların şaşırmaması gereken şeylerdir. Uzaylı saldırısı diye bir şey teorik olarak mümkün olmayacaktır. Çünkü bizim gibi evrende ki diğer formlar, ancak bizler gibi yakın gezegenlere seyahet edebilirler.

Buraya tıklayarak ana sayfaya dönebilir yada aşağıda ki bağlantılardan birine tıklayarak içeriklere göz atabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir