Challenger Uzay Mekiği Kazası

Tarihler 28 Ocak 1986 yılını gösterirken hazırlıklar tamamlanmış, Cape Canerval Florida üssünde fırlatma emri bekleniyordu. Saatler 08.00’ı gösterirken fırlatmaya 1 saat 30 dakika vardı. Kennedy Kontrol Merkezi uçuş ile alakalı son kontrolleri yapmaktaydılar. Aslında bu uçuş sıkıntılı bir durumdaydı. Yetkililer bunu biliyordu fakat NASA’nın kaybolan prestijini kaybetmemek için kaybedecek daha fazla vakti yoktu.

Makine Mühendisi Roger BOISJOLY

Kaza 1 Gün Önceden Tahmin Edildi.

Aslında bu uçuş 1 hafta önce yapılmalıydı. Kötü hava muhalefeti nedeni ile uçuş bir hafta ertelendi. Böyle bir hava koşulunda uçuş mekiğinin çalışmasında facia yaşanabilirdi.

1 hafta geçmesine rağmen hava sıcaklığı istenilen seviyeye gelmemişti. NASA için itici roket üreten Morton Thiokol şirketinin mühendisi ROGER BOISJOLY bu kazayı önceden tahmin etmişti. Roketleri üreten şirketin üst düzey yöneticileri bir toplantı yaptılar. Toplantıya NASA yöneticisi telefonla dahil oldu. 5 kişilik Morton Thiokol yönetimi ve NASA yöneticisinin alacağı karar bu facianın yaşanmasını engelleyebilirdi. ROGER BOISJOLY masadakilere hava sıcaklık değerlerinin fırlatmaya uygun olmadığını, fırlatma yapılırsa bunun faciaya yol açacağını söyledi. 11 derecenin altında fırlatma yapılmamalıydı. Heyette bulunan diğer 4 kişi ikna olmuşlardı. NASA yöneticisi konuşulanları duyuyordu. Uçuş şirketi uçuşu erteleyelim demesine rağmen NASA yöneticisi kesin bir dille bunu kabul etmediğini, uçuşun yapılacağını söyledi.

Fırlatma Günü

Fırlatma günü gelmişti. Hava 11 derecenin altındaydı, oldukça soğuk bir hava vardı. Saat sabah 08.00’ı gösterirken uçuşu izlemek için gelen ziyaretçiler alanda toplanmaya başlamıştı. 7 mürettebatın aileside bu özel ana şahitlik etmek için oradaydı. Bu gururlu ana şahitlik etmek için bekliyorlardı. Bu özel an tüm Dünya’ya duyurulacaktı. Bu yüzden canlı yayın arabaları uçuş merkezine konumlandırılmış fırlatmayı Tüm Dünyada canlı olarak yayınlayacaklardı. Fırlatmaya yaklaşık 1.5 saat vardı fakat uçuş rampası soğuktan buz tutmuştu. Bu uçuşu tehlikeye atabilirdi.

Fırlatma 2 Saat Daha Ertelendi

Hava oldukça soğuktu. Bu yüzden fırlatma rampasından 1 metrelik buz sarkıtları oluşmuştu. Uçuşu tehlikeye atmamak adına 2 saat erteleme yapıldı. Bu 2 saat içerisinde buzların bir kısmının erimesi öngörülüyordu. Bekledikleri gibi olmuştu. Saat 11.00’a yaklaşırken buz takabası erimiş, uçuş için son sorunda giderilmişti.

Fırlatmaya 9 Dakika

Tüm uyarılara rağmen NASA geri adım atmadı. Soğuk havaya rağmen fırlatma yapılacaktı. Bu NASA için itibarı geri alma fırsatıydı. Ellerinde böyle bir fırsat varken geri adım atılamazdı. Bu yüzden zaman daralıyordu. Fırlatmaya 9 dakika kala testler yapılmaya başladı. Uçuş kontrol merkezi herhangi bir sorun tespit etmedi. Ve motorlar çalıştırıldı. Olaya başından beri müdahale edip bu olayı engellemeye çalışan Roger BOISJOLY’de oradaydı. Ve dikkatlice mekiği izlemeye başladı. Patlayacağını biliyordu. Patlamanın daha havalanma olmadan olacağını bekliyordu. 10’dan geriye doğru saymaya başlandı. Saniyeler 1’i gösterirken fırlatma rampası roketten ayrıldı ve itici motorlar çalışmaya başladı. BOISJOLY’e göre patlama yerde olmalıydı. Mekik sorunsuz şekilde havalandı. Mekik gökyüzüne doğru hareket ederken BOISJOLY derin bir oh çekti. Challenger Mekiği saatte 1600 km hızla gökyüzüne doğru devam ediyordu. Uçuşun 58. saniyesinde Aerodinamik etki maksimum seviyesindeydi. Bu tehlike sınırıydı. Qmax adı verilen bu etkiyi geçtiklerinde sorun kalmayacaktı. Yaklaşık 1 saniye sonra Qmax etkisini kaybetti ve tehlike geçti.

Şimdi ise bir başka problem vardı. Mekiğin yer çekimine karşı koyabilmek için saatte 28.000 km hıza yükselmesi gerekiyordu. Yer kontrol tarafından tam güç emri verildi. Challenger Kaptanı motorlara tam gücü verdiği sırada saniyeler 73’ü gösteriyordu. Ve o hazin kaza meydana geldi. Challenger yaklaşık olarak 2 milyon litre roket yakıtı ile birlikte infilak etti. Bu korkunç bir miktardı. Bu derece bir patlamadan sağ kurtulunamayacağını herkes biliyordu.

Patlama Anı

Cesetlere Ulaşılamadı

Uzay mekiği parçalara ayrılsa bile mürettebatın bulunduğu kısım patlamadan korunmuştu. Bu kameralar vasıtası ile daha sonra farkedilmişti. Yani mürettebat patlamadan sonra yaşıyordu. Enkaz parçaları okyanusa düşünce arama kurtarma ekipleri seferber oldu. Mekiğin enkazına, özellikle de uçuş mürettebatının kapsülüne ulaşıldı. Cesetler yoktu. Sadece ekinin kullandığı kasklar oradaydı. Kasklarda bir nevi oksijen destek ünitesi vardı. Bunlar aktif edilmişti. Yani mürettebat yaşıyordu. Yapılan aramalara rağmen cesetler bulunamadı. Bana kalırsa astronotlar oradan apar topar kurtarıldılar ve canlılardı. Kaybolan prestiji kazanmak isterken, daha da gözden düşmemek adına bir ajitasyon yaratmak kazadan sıyrılmalarını sağlayacaktı. Bana kalırsa aynen benim düşündüğümü düşünüp, onu uyguladılar. Daha sonra çıkan resmî olmayan belgelerde astronotların isimlerini dahi değiştirmeden yaşantılarına devam ettikleri, hayatta oldukları ortaya çıksa da, siz challenger astronotu değil misiniz ? sorusuna cevap vermeyip, susmayı tercih ettiler.

Kaza Kaybolan 7 Challenger Mürettebatı

Challenger Kazasının Nedeni ?

Challenger faciasının neden yaşandığı ile alakalı 5 aylık bir çalışma yapıldı. JOISBOLY bu kazayı yaşanmadan engellemek istediğini ama NASA’nın bunu kabul etmediğini söyledi.

Yapılan araştırmalarda hala yanıt alınamayan sorular vardı ? Madem bu patlama olacaktı, neden yerde değil de havada patladı ? Cevap çok açıktı, incelenen kamera görüntülerinde mekik havalanmadan önce kesik kesik duman çıkmaktaydı. Dumandan önce neden o dumanın çıktığından bahsedelim. Roket yanarken mekikle bir bağlantı vardır. O bağlantı Oring adı verilen kauçuk bir malzeme ile o bağlantı kapanmalıydı. Havanın soğuk olmasından dolayı, kauçuk malzeme o boşluğu yeteri kadar dolduramadı. Bu yüzden kalan boşluktan yanan yakıt sızarak kauçuk contayı yaktı. Dumanın kesik kesik olmasının nedeni ise mekiğin motorları düşük devirde çalışırken bir ivme yaratıyordu. Bu ivme mekiği ritmik olarak ileri ittiriyor, sonra geri çekiyordu. El freni çekilen araba ile kalkış yapmak gibi. Bu yüzden oluşan eğrilmeden dolayı, yaratılan baskı ile delik bir kapanıyor, bir açılıyordu.

Ama garip olan bir durum vardı. Duman kesilmiş, yakıt sızıntısı durmuştu. Bu nasıl olabilirdi. Uzmanlar bunun içinde mantıklı bir açıklama bulmak istiyorlardı. Kesin olmamakla birlikte bir sonuca vardılar. Roket yakıtının içerisinde zenginliği arttırmak adına sıvı aliminyum bulunmaktaydı. Yanma esnasında aliminyumdan ötürü cüruf denilen bir emisyon gazı salgılanıyordu. Bu cüruf şans eseri o deliği tıkamış, bu sayede patlama yerde olmamıştı.

Patlama anında ortaya çıkan duman

Delik Tıkandıysa Patlama Neden Oldu ?

Patlama yerde olmalıydı. Sızıntı kapandı fakat patlama neden oldu diye düşünen yetkililer nedeni bulmak için mekiğin parametrelerini incelediler. 15 Kilometre yukarıda bir durum farkettiler. Mekik ters rüzgara maruz kalmışlardı. 300 km hızla esen kuvvetli rüzgar mekiği sarsmış, ve yarım yamalak kapanan delik açılmış ve yakıt sızmaya başlamıştı. Alevli yakıt, mekiği ve yakıt tanklarını bir arada tutan bağlantıları oksijen kaynağı gibi kesmiş, yakıt tanktan boşalırken yangına benzin dökmek gibi olunca, basınçtan ötürü infilak etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir